
TİCARİ İŞ
- Genel Olarak
Ticari iş kavramı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] tarafından düzenlenen ticaret hukukunun temelini oluşturan kavramlardan biridir. Ticari iş ,adi nitelikte olmayan işleri belirten bir kavramdır. Ticari işlerin adi işlerden ayrılmasının önemi uygulanan hükümlerle kendisini gösterir. Ticari işlere ticari hükümler adi işlere ise öncelikli olarak Borçlar Kanunu ve Medeni Kanun başta olmak üzere genel hükümler uygulanır[2]. O halde bir işin ticari iş olup olmadığı hangi kanunun uygulanacağı yönünden tespit edilmesi gereken bir husustur. Kanun ticari iş tanımı yapmamıştır ancak ticari işin belirlenmesi amacıyla bazı kriterler getirmiştir. Bu kriterler TTK m.3 ve TTK m.19 kapsamında düzenlenmiştir. Bu kapsamda TTK tarafından düzenlenen bir iş ticari iştir[3]. Ticari işin kapsamını belirleyen TTK m.3’e göre ,TTK’da düzenlenen hususlar ve bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bu hükme göre TTK’da düzenlenen işler ticari iş niteliği araştırılmaksızın salt kanunda düzenlenmesi sebebi ile ticari iştir. Aynı madde ayrıca ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiillerin de ticari iş olduğunu belirtmiştir. Burada salt kanunda düzenlenmiş olması yeterli değildir. Ayrıca işin bir ticari işletmeyi de ilgilendirmesi aranmaktadır. Ticari işe ilişkin diğer bir hüküm olan TTK m.19’da ise ticari iş karinesi düzenlenmiştir. Bu karineye göre tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Yani tacirin borçlarının kural olarak ticari işletmesi ile ilgili olduğu ve ticari iş sayıldığı ifade edilmiştir. Ancak yazımız devamında detaylı açıklayacağımız üzere gerçek kişi tacirler bakımından bu kurala istisna getirilmiştir. Tüzel kişi tacirlere ise adi bir alan bırakmamış ve tüm iş ve fiillerinin ticari olduğunu belirtmiştir. TTK 19/2 hükmünde ise taraflardan yalnız biri için ticari olan sözleşmelerin ,kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğer taraf için de ticari iş sayılacağı ifade edilmiştir. [4]. O halde ticari işin kapsamı TTK m.3 ve m.19 hükümleri ekseninde belirlenecektir.
- TTK 3’e Göre Ticari İş
TTK 3. Madde hükmüne göre TTK’da düzenlenen hususlar ve bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari iştir. O halde madde kapsamında ticari iş için iki ayrı kriter getirilmiştir. Bunlardan ilki kanunda düzenlenen hususlar ikincisi ise bir ticari işletmeyi ilgilendiren tüm işlem ve eylemlerdir.
- TTK’da Düzenlenen Hususlar
TTK m.3’te düzenlenen ilk kriter işin TTK’da düzenlenmiş olmasıdır. Yani bir iş tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ve işin ticari olup olmadığı hususu araştırılmaksızın sırf TTK’da düzenlenmiş olması sebebi ile ticari iş sayılır. İşin bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi hususu da önem taşımaz nitekim kanunda düzenlenmiş olması yeterlidir[5]. Örnek olarak iki memur arasında bono düzenlenmesi bir ticari iştir ,tarafların tacir olup olmamasına ya da işin bir ticari işletmeyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanunda düzenlenmiş olması sebebi ile ticari iştir. Aynı zamanda haksız fiil türü olan haksız rekabet ve çatma da sırf TTK’da düzenlenmeleri sebebi ile ticari iştir[6].
- Ticari İşletmeyi İlgilendiren İşlem ve Fiiller
TTK’da kanunda düzenlenen hususlar dışında bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve filler de ticari iş sayılmıştır. Burada bir ticari işletme bünyesi içindeki işlemler de ticari iş sayılmıştır[7]. Düzenlenen ikinci ölçüt ile TTK’da düzenlenmemiş hususlarla alakalı ticari iş kriteri getirilmiştir. Yani bir ticari işletmeyi ilgilendirmeleri şartıyla haksız fiiller de ticari iş sayılacaktır[8]. Yargıtay bir kararında[9] yol yapım faaliyetleri sırasında ortaya çıkan hafriyatı araziye döküp depolayarak heyelana ve davacıya ait su deposunun zarar görmesine sebebiyet veren davalı ile davacının tacir olmaları ve işin her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi sebebi ile ticari iş olduğunu belirtmiş ve ticaret mahkemelerinde çözüme kavuşturulması gerektiğine karar vermiştir. Karara konu olayda haksız fiil vardır ancak her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olması sebebi ile ticari bir iştir.
- TTK 19’a Göre Ticari İş
Ticari işin tespitinde önemli olan diğer hüküm TTK m.19’dur. 19. Maddenin 1.fıkrasına göre tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Bu fıkraya göre tacirin bütün borçlarının ticari olduğu varsayılmaktadır. 19. Maddenin 2.fıkrasında ise taraflardan biri için ticari nitelikte olan sözleşmeler diğer taraf için de ticari sayılmıştır. Bu madde kapsamında aslında ticari iş kriterinin geniş yorumlanması söz konusudur.
- Ticari İş Karinesi
Bu kritere göre bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Yani bir tacirin yaptığı işlerin ticari işletmesiyle ilgili olduğu varsayılır. Bu karineye göre gerçek kişi tacirin yaptığı her işlemin ticari işletmesiyle ilgili olduğu varsayılır. Ancak bu durumun iki istisnası vardır. Gerçek kişi tacir işlemi yaptığı anda bu işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını karşı tarafa açıkça bildirirse artık bu borç adi sayılır. Yine gerçek kişi tacirin yaptığı işin ticari iş sayılmasına durumun elverişli olmaması halinde bu borç adi sayılır. Kanun koyucu burada gerçek kişi tacirler açısından karineye istisna getirmiş ve şartların gerçekleşmesi halinde artık tacirin borcunun ticari değil adi olduğunu hükme bağlamıştır. Örnek olarak bir tacirin karşı tarafa açıkça bildirerek kendi evinde kullanmak üzere buzdolabı satın alması, ya da kızına araba alması durumlarında iş ticari olmayacaktır. Yargıtaya göre gerçek kişi tacirin kendi özel kullanım amacı ile satın alım yapması halinde tüketici sıfatına sahip olacaktır. Yani tacirin işlemi ticari bir iş değil tüketici işlemi niteliğini haiz olacaktır[10]. Gerçek kişi tacirler açısından adi iş sahası mevcut iken tüzel kişi tacirler açısından bir istisnaya yer verilmemiştir. Tüzel kişi tacirler bakımından adi iş sahası tanınmamış ve yaptığı bütün işlem ve fillerin ticari işletmesiyle ilgili olduğu varsayılmıştır. Bu bakımdan tüzel kişi tacirin her türlü işlemi ticari sayılır[11].Yani tüzel kişi tacir tüketici sayılmayacak ve yaptığı işlemler ticari iş sayılacaktır. Örneğin bir ticaret şirketinin şirket personelinin lojman olarak kullanması adına taşınmaz kiralaması ticari bir iştir. Yargıtay bir kararında[12] şirket müdürünün konutunda kullanılmak üzere kalorifer kazanı almasını dahi satın alma işlemini şirket tüzel kişisinin yapması sebebi ile tüketici işlemi niteliğinde saymamıştır.
- Taraflardan Biri İçin Ticari Nitelikte Olan Sözleşmeler
TTK m.19/2 ‘ye göre taraflardan yalnız biri için ticari nitelikte olan sözleşmeler kanunda aksine bir hüküm yoksa karşı taraf için de ticari iş sayılır. Örnek olarak bir tacir ile memur arasında yapılan bir satım sözleşmesi sözleşmenin memur olan tarafı için de ticari iş sayılır[13]. İşbu düzenleme tacir olmayan tarafın aleyhine olan bir düzenlemedir. Sözleşmenin tacir olmayan tarafına da tacir olmanın getirdiği farklı hükümlerin ve yükümlülüklerin uygulanmasına sebep olacaktır. Tacir olmayan tarafın tacirlere özgü faiz oranına katlanmak zorunda kalması bu hususa örnektir. İlgili hüküm yalnızca sözleşmeler için geçerlidir. Sebepsiz zenginleşme ya da haksız fiilden kaynaklanan ilişkiye TTK 19/2 hükmünün uygulanması mümkün değildir. Taraflardan biri işlemin ticari işletmesiyle alakalı olmadığını bildirse dahi ,sözleşme diğer taraf için ticari nitelikteyse diğer taraf için de ticari olacaktır. Ayrıca bir taraf için ticari nitelikte olan sözleşmenin diğer taraf için de ticari nitelikte olması için kanunda aksine bir hüküm olmaması gerekir[14]. Bu hükümle bir taraf için ticari olan iş olan sözleşme diğer taraf için de ticari olacaktır. Sözleşmenin tacir olmayan tarafına da ticari hükümler uygulanacaktır[15].
TİCARİ DAVA
- Genel Olarak
Bir davanın ticari nitelik taşıyıp taşımadığı hem görevli mahkemeyi hem de uygulanacak usul kurallarını belirlemede önemli rol oynar. Ticari hayatın özel gereklilikleri ortaya çıkan uyuşmazlıkların da özel uzman kişiler tarafından çözümlenmesini gerektirmiştir. Bu sebeple uyuşmazlığın ticari davaya konu olması hem davanın ticari dava olarak nitelendirilmesine hem de bu uyuşmazlıkların çözümü için kurulan uzman niteliğindeki asliye ticaret mahkemelerinde görülmesine sebebiyet verecektir. TTK m.4 hükmünde hangi davaların ticari dava sayılacağı belirtilmiştir[16]. Ticari davalar üç gruba ayrılarak düzenlenmiştir.
Mutlak Ticari Davalar
Mutlak ticari davalar salt kanunda düzenlenmiş olmaları sebebi ile ticari dava olarak kabul edilen davalardır .Tarafların tacir olup olmaması ya da işin ticari işletmeyle ilgisinin bulunup bulunmamasına bakılmaksızın ticari olarak kabul edilen davalardır[17].
- TTK m. 4.1.a.f ‘de Gösterilen Davalar
- TTK’da Düzenlenen İş ve İşlemlerden Doğan Davalar
TTK’da düzenlenen tüm davalar mutlak ticari davadır. Tarafların tacir olup olmadığına ya da işin ticari işletme ile ilgisinin olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak kabul gören davalardır. Örnek olarak bir memurun düzenlediği bono ile ilgili olan uyuşmazlık sırf kanunda düzenlenmiş olması sebebi ile mutlak ticari davadır. Ya da haksız rekabetten kaynaklanan bir uyuşmazlık sırf kanunda düzenlenmiş olması sebebi ile ticari davaya konu olacaktır[18].
- 4721 sayılı TMK’da Düzenlenen Bazı İşlemlerden Doğan Davalar
TMK’da düzenlenmiş rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlarla ilgili 962 ve 969. Madde hükümlerinde öngörülmüş hususlardan doğan hukuk davaları mutlak ticari davadır[19].
- 6098 Sayılı TBK’da Düzenlenen Bazı İşlemlerden Doğan Davalar
TBK’da düzenlenmiş malvarlığı veya işletmenin devri ,birleşmesi veya tür değiştirmesine ilişkin 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,yayın sözleşmesine ilişkin 487 ve 501,kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ve 519 ,komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ve 545,ticari temsilciler ,ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ve 554 madde hükümlerinde düzenlenen hususlardan kaynaklanan davalar mutlak ticari davadır[20].
- Fikri Mülkiyet Hukukuna Dair Mevzuattan Doğan Davalar
Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta düzenlenen hususlardan kaynaklanan davalar mutlak ticari davadır. Kanunda fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davaların ticari dava sayılması için en az bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi şartı öngörülmüştür. Ancak belirtmek gerekir ki fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan davalar ticaret mahkemelerinde değil özel ihtisas mahkemeleri olan fikri ve sınai haklar hukuk mahkemelerinde görülecektir. Ancak bu davaların ihtisas mahkemesinde görülmesi uyuşmazlığın ticari dava olma vasfını ortadan kaldırmayacaktır[21].
- Ticarete Ayrılmış Yerlere İlişkin Özel Düzenlemelerden Doğan İşler
TTK’da borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü yerlere ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar mutlak ticari dava niteliğindedir. Örnek olarak menkul kıymetler borsasını düzenleyen hükümlerden doğan davalar ya da umumi mağaza işleticisine karşı açılacak davalar mutlak ticari davadır[22].
- Bankalar ve Diğer Finans Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemeden Doğan İşler
Bankalar ile ilgili temel düzenlemeler Bankacılık Kanunu ile yapılmıştır. Bankacılık Kanunu ve bankalara ilişkin özel kanunlarda düzenlenmiş hususlardan doğan davalar mutlak ticari davadır. 6361 sayılı kanunda düzenlenen Finansal Kiralama, faktöring ve finansman şirketleri ile ilgili uyuşmazlıklardan kaynaklanan uyuşmazlıklar da mutlak ticari davaya konu olacaktır[23].
- Diğer Kanunlardaki Özel Hükümler Uyarınca Mutlak Ticari Dava Sayılan Durumlar
TTK’da bazı özel kanunlardan kaynaklanan davaların da mutlak ticari dava sayılacağı hükme bağlanmıştır. Örnek olarak Kooperatifler Kanunu m.99’a göre bu kanundan doğan uyuşmazlıklara ilişkin hukuk davaları tarafların tacir olup olmadığına ya da işin ticari bir işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari dava sayılmıştır. İİK’ da düzenlenmiş olan iflas davası da mutlak ticari davadır ve asliye ticaret mahkemesinde açılır[24].
- Her İki Taraf İçin de Ticari Sayılan Hususlardan Doğan Davalar (Nispi Ticari Davalar)
TTK m.4/1 hükmü gereği her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri de ticari dava sayılır. Şöyle ki mutlak ticari davalar ile bir ticari işletme ile ilgili olması şartı ile havale ,vedia(saklama) ile fikir ve sanat eserleri üzerindeki haklardan doğan uyuşmazlıklar dışındaki uyuşmazlıkların ticari dava sayılması için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Yani uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması tek başına yeterli değildir. Taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olmaması halinde de uyuşmazlık ticari dava sayılmayacaktır[25]. Örnek olarak gerçek kişi tacir başka bir tacirden evinde kullanmak için klima alırsa bu iş ticari bir iş olmasına rağmen ticari davaya konu olmayacaktır. Çünkü işlemin her iki tarafı tacir olsa da iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili değildir[26].
- Havale ,Vedia(Saklama) ve Fikir ve Sanat Eserlerine İlişkin Haklardan Doğan Davalar (Yarı Nispi Ticari Davalar)
TTK 4.maddesinde tarafların tacir olup olmadığına ya da işin ticari işletme ile ilgisinin olup olmadığına bakılmaksızın hangi davaların ticari dava olduğu hususu düzenlenmiştir. Ancak devamında istisna hükmüne yer verilmiştir. TTK.m.4/1 c.2’de ‘’Ancak herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale ,vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır’’ hükmüne yer verilmiştir. Madde hükmüne göre TBK M.555 hükmünde düzenlenen havale,m.561 hükmünde düzenlenen vedia(saklama) sözleşmesinden ve FSEK m.66-70’te düzenlenen fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklarda doğan davaların ticari dava sayılması için en az bir ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerekir. Yani bu uyuşmazlıklardan doğan davalar ancak bir ticari işletmeyi ilgilendirmeleri koşulu ile ticari dava sayılacaktır. Ancak belirtmek gerekir ki her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olma şartı getirilmemiştir. Taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesi ile ilgili olması yeterli görülmüştür. Bu sebeple bu tür davalara öğretide yarı nispi ticari davalar da denilmektedir[27].
TİCARİ İŞ -TİCARİ DAVA İLİŞKİSİ
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ticari iş 3. Ve 19.Madde hükümleri ile ticari dava 4.madde hükmü ile düzenlenmiştir. Ticari iş ,ticari hayatın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak ve bu alanı adi alandan ayırmak suretiyle ticari işlere ticari hükümlerin uygulanması amacıyla gündeme gelen bir kavramdır. Ticari dava ise çözümü özel uzmanlık gerektiren uyuşmazlıkların hangi mahkemede görüleceğinin tespiti amacına yöneliktir[28]. Yani ticari işin tespiti aslında bir uyuşmazlığa uygulanacak hükmün belirlenmesi açısından önemliyken, ticari davanın tespiti uyuşmazlığın görüleceği mahkemenin tespiti açısından önem taşır. Birbirine paralel gibi duran bu kavramlar aslında birbirinden farklı kavramlardır.
TTK m.4/1 hükmünde ticari dava ‘Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın…’’ şeklinde tanıma başlanmış ve devamında mutlak ticari davalar sayılmıştır. İlgili madde hükmünden ticari davanın aslında ticari işe göre değil ticari işletme esasına göre belirlendiği açıktır. Yani her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalar ticari dava olarak kabul edilmiştir. Ancak bir işin ticari bir iş olması için her iki taraf için de ticari olması şartı yoktur. Örnek olarak bir taraf için ticari olan bir sözleşme diğer taraf için de ticari iş sayılabilir ancak her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmediği takdirde ticari davaya vücut vermez.
Belirtmek gerekir ki her ticari iş kaynaklı uyuşmazlık esasında ticari davaya olarak nitelendirilemez. Örnek olarak bir tacir ile esnaf arasında bir satım sözleşmesi yapılması halinde bu sözleşme TTK19/2 m. hükmü uyarınca esnaf açısından da bir ticari iş niteliğinde olacaktır, ancak satım sözleşmesinden dolayı bir uyuşmazlık çıkması halinde ,uyuşmazlık TTK 4.m. hükmü kapsamında değerlendirildiğinde ‘her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili’ olmadığı için ticari bir dava niteliğinde olmayacaktır[29].Nitekim hangi davaların ticari davaya varlık kazandıracağı kanun hükmünde açık bir şekilde belirtilmiştir ve her iki taraf için de ticari iş niteliğinde olması gibi bir kriter getirilmemiştir. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bir kararında[30] mahkeme taraflar arasındaki ilişkinin ticari iş olduğunu; taraflardan biri için ticari olan işin diğer taraf için de ticari sayılmasının davanın niteliğini ticari hale getirmediğini ifade etmiştir. Aynı zamanda ticari davanın tespitinde ticari iş esasının değil ticari işletme esasının göz önünde bulundurulması gerektiği ifade edilmiştir. Yine bir mahkeme kararında[31] ticari davanın ya kanunda sayılan davalardan olması ya da tarafların tacir olması ve her ikisinin ticari işletmesiyle ilgili olması gerektiği vurgusu yapılmıştır. Belirtmek gerekir ki her ticari davaya konu olan uyuşmazlığın ticari işe ilişkin olduğunu söylemek de mümkün değildir[32]. Örnek olarak TBK’da düzenlenen işletmelerin devri, birleşmesi veya tür değiştirmesi işlemi TTK m.4 hükmü kapsamında mutlak ticari dava sayılacaktır. Bir esnaf işletmesinin devrinden kaynaklanan uyuşmazlık madde 4 kapsamında mutlak ticari dava sayılacaktır ve asliye ticaret mahkemesinde görülecektir. Ancak ticari iş kriterleri bakımından değerlendirecek olursak bu iş ticari iş vasfını haiz değildir çünkü bir ticari işletmeyi ilgilendirmemektedir[33]. Esasında her ticari işin ticari davaya varlık kazandırmayacağını ve asliye ticaret mahkemesinde görülmeyeceğini ;her ticari davanın konusunu da bir ticari işin oluşturmayacağını söyleyebiliriz. Her iki kavramın da düzenlenmiş olduğu hükümler farklı ve esas alınan kriterler farklıdır. Bu sebeple bu iki kavramı ayrı ayrı değerlendirmekte fayda vardır.
TTK m.4 hükmü kapsamında düzenlenen ve mutlak ticari davalardan olan rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447 maddelerinde hizmet sözleşmesinin sona ermesinden sonra geçerli olacak rekabet yasağı düzenlenmiştir. Rekabet yasağına ilişkin bir uyuşmazlıkta tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ve işin ticari işletmeyle ilgisinin olup olmadığına bakılmaksızın mutlak ticari dava niteliğini haiz olacaktır[34]. Rekabet yasağının ihlalinden doğan davaların TTK.4.m hükmü ile mutlak ticari dava olduğu açık ise de uyuşmazlığın iş mahkemelerinde çözülmesi gerektiği yönünde görüşler de mevcuttur. Bir iş ilişkisinden doğan rekabet yasağının kaynağı iş sözleşmesi olması sebebi ile bundan doğan uyuşmazlığın da iş mahkemelerinde çözülmesi gerektiğine dair görüşler ve uygulamalar mevcuttu. İşçi -işveren arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklı rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde iş mahkemeleri ve asliye ticaret mahkemelerinden hangisinin görevli olduğu konusunda anlaşmazlık Yargıtay’ın 2023/1 E. 2025/3 K. 13.06.2025 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile giderilmiş ve bu husustan kaynaklanan uyuşmazlıkların ticari dava olduğu ve asliye ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir[35]. Kanaatimizce de rekabet yasağından doğan uyuşmazlık işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanmış olsa bile ,bu husus TTK 4.m. hükmünde mutlak ticari davalardan sayılmış ve bir istisna da öngörülmemiş olduğundan dolayı ticari dava olacaktır ve asliye ticaret mahkemelerinde görülmesi daha isabetli olacaktır. İşçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan rekabet yasağına ilişkin uyuşmazlık ticari dava olsa da ticari iş niteliğinde de değildir. Yani her ticari davanın konusunu ticari iş oluşturmaz diyebiliriz[36].
Ticari iş kavramı ticari davanın tespiti açısından bir etken değildir. Ticari iş kanunda düzenlenen ya da bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiiller olarak ele alınmıştır. Bir işin ticari bir iş olması için taraflardan yalnız birinin ticari işletmesi ile ilgili olması yeterliyken ,bir işin ticari davaya varlık vermesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir. Örnek olarak bir sermaye şirketi ile tacir olmayan bir serbest meslek erbabı arasında imzalanan kira sözleşmesi taraflardan biri için ticari olduğu için TTK 19/2 gereği diğer taraf için de ticari bir iştir. Ancak taraflar arasında bir uyuşmazlık çıktığı takdirde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili olmaması sebebi ile ticari dava olarak nitelendirilemez[37]. Çünkü ticari dava için kanunda düzenlenmesi ya da her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi kriterleri getirilmiştir.
TTK’ da düzenlenmeyen hususlar açısından hem ticari iş hem de ticari dava kavramlarını göz önünde bulunduracak olursak; TTK’ da düzenlenmeyen bir işin ticari bir iş olması için taraflardan birinin ticari işletmesi ile ilgili olması yeterliyken[38],ticari dava olarak kabul edilmesi için taraflardan her ikisinin de ticari işletmesi ile ilgili olması şartı getirilmiştir. Sözleşme kaynaklı ilişkilerde taraflardan birinin ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlık tacir olmayan taraf için de ticari iş olacaktır. Ancak bu durumda ortada bir ticari iş olmasına rağmen taraflardan her ikisinin de ticari işletmesi ile ilgili olmaması sebebi ile ticari dava mevcut olmayacaktır. Ticari iş ve ticari dava kavramlarının tespiti bakımından farklılıklar bulunduğunu söylemek mümkündür.
[1] RG., T. 14.02.2011, S. 27846.
[2] Mehmet Bahtiyar , Ticari İşletme Hukuku, 22. Baskı ,Şubat 2023, İstanbul, Beta yayıncılık , s.68
[3] Şafak Narbay , Muhammed Akkuş ,’’Ticari İş Niteliğinin Belirlenmesi ve Ticari İş Tüketici İşlemi Ayrımı’’ s.823
[4] Rıza Ayhan, ‘’Ticari İş Kavramı ve Tacir Sıfatına Bağlanan Ücret ve Sözleşme Cezalarının İndirilmesini İsteyememe’’, C.XVII, S.1- 2, 2013, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, s.295 (Ticari İş).
[5]Hüseyin Ülgen, Mehmet Helvacı , Arslan Kaya,Füsun Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku,8.bası,İstanbul 2022,Vedat Kitapçılık,s.19
[6] Sabih Arkan , Ticari İşletme Hukuku ,25. Bası, Ankara 2019,Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü ,s.72
[7] Reha Poroy, Hamdi Yasaman , Ticari İşletme Hukuku,20 Bası, Ankara 2024, Seçkin Yayıncılık, s.100
[8] Narbay- Akkuş ,’’Ticari İş Niteliğinin Belirlenmesi ve Ticari İş Tüketici İşlemi Ayrımı ‘’,s.824
[9] Yargıtay 4. HD., E. 2016/1979 K. 2016/3502 T. 17.3.2016 : ‘’ …somut olay irdelendiğinde; tarafların tacir olduğu, davalı şirketlerce yapılan yol inşaatı sırasında ortaya çıkan hafriyatın bir araziye dökülüp depolanması sonucu heyelana ve davacıya ait su isale hatları ile su deposunun zarar görmesine neden olunduğu iddia edildiğine göre, meydana gelen zararın her iki tarafın ticari işletmeleri ile ilgili hususlardan doğduğu ve bu tür uyuşmazlıkların da “ticaret mahkemesinde” çözümü gerektiği anlaşılmaktadır.’’ (Lexpera Hukuk Bilgi Sistemi)
[10] Yargıtay GK.2003/11-117 E. 2003/169 K.19.03.2003 T. ‘’Tüketici bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan ve tüketen gerçek veya tüzel kişilerdir(TKHK .m.3/f). Tacir sıfatı taşısa da, kendi özel kullanımı için araba satın alan gerçek kişinin tüketici sıfatını taşıdığında tereddüt yoktur.’’ (Yasaman/Poroy s.101)
[11] Arkan, Ticari İşletme Hukuku,s.74 ; Poroy/Yasaman, Ticari İşletme Hukuku, s. 101.
[12] Yargıtay 19. HD., E. 2015/10751 K. 2016/2252 T. 15.2.2016 ‘’Davacı vekili, müvekkilinin, şirket müdürünün konutunda kullanılmak üzere, davalı … ‘den diğer davalının üreticisi olduğu bir kalorifer kazanı satın aldığını, ancak ürünün ayıplı olduğunu, ürünü iade etmeye hazır olduklarını ileri sürerek satış sözleşmesinin iptaline, satış bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir…Mahkemece toplanan delillere göre; satışa konu kalorifer kazanının ayıplı olduğunun tespit edildiği, 6502 sayılı yasanın 11.maddesi nazara alındığında, tüketici her ne kadar başlangıçta onarım seçimlik hakkını kullanmış ise de yetkili servis tarafından defalarca onarıma gelinmesi ve bir sonuç alınamaması karşısında tüketicinin satış sözleşmesinin iptalini ve ödediği bedelin iadesini talep etmesinde kanunen bir sakınca görülmediği, davacının davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı …. vekili ile davalı … Dayanaklı…. tarafından temyiz edilmiştir…Somut olayda taraflar ticari şirket olup, 6102 sayılı TTK’nun 19/1 maddesinde, bir tac<öirin borçlarının ticari olmasının asıl olduğu, ancak gerçek bir kişi olan tacirin yaptığı işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirildiği veya işlemin fiil veya işleminin ticari sayılması niteliği gereği uygun olmadığı takdirde, bu işlemlerden doğan borcun adi sayılacağı düzenlenmiştir. Anılan madde yönünden yasa koyucunun, sadece gerçek kişi tacirleri öngörmesine ve dolayısıyla tüzel kişi tacirlerin bu kuralın dışında kalmasına göre, ticari bir şirket olan davacının tüketici olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Mahkemece, davanın genel mahkemelerin görevine girdiği gözetilmeden, tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılıp karar verilmesi doğru görülmemiştir.’’
[13] Arkan ,Ticari İşletme Hukuku,s.75
[14] Şaban Kayıhan ,Ticari İşletme Hukuku, 7.Bası,Ankara 2021,Seçkin Yayıncılık, s.85-86
[15] Yargıtay 12. H.D.2007/14350 E. 2007/17592 K,02.10.2007 T. ‘’Takibe konu alacak, alacaklı müteahhit ile borçlu arasındaki istisna (eser) sözleşmesi nedeniyle düzenlenen hak ediş bedellerinden kaynaklanmaktadır. TTK.nun 12/3. maddesi uyarınca, her çeşit imal ve inşa, ticari iştir. TTK.nun 21/2. maddesine göre de, bir taraf için ticari iş mahiyetinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğer taraf için de ticari iş sayılır. Ticari işte de ticari faiz uygulanır. Bu durumda, takip talebinde talep edilen oranı geçmemek üzere, alacağa, 3095 Sayılı Kanunun 2/2. maddesinde öngörülen avanslarla ilgili ticari işlerdeki temerrüt faiz oranlarının uygulanması gerekirken Mahkemece aynı Kanunun 1. maddesi uyarınca yasal faiz oranlarına göre hesaplama yapılması yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla alacaklı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü cihetine gidilmiştir.’’ (Lexpera Bilgi Bankası)
[16] Arkan, Ticari İşletme Hukuku, s.107
[17] Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.93
[18] Ülgen, Helvacı, Kaya, Nomer Ertan ,Ticari İşletme Hukuku, s.62-63
[19] Kayıhan, Ticari İşletme Hukuku, s. 112
[20] Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku, s.93
[21] Ülgen, Helvacı, Kaya, Nomer Ertan , Ticari İşletme Hukuku ,s.67-68
[22] Arkan, Ticari İşletme Hukuku, s.112
[23] Arkan , Ticari İşletme Hukuku , s.113
[24] Bahtiyar , Ticari İşletme Hukuku ,s.95
[25] Ülgen, Helvacı, Kaya, Nomer Ertan , Ticari İşletme Hukuku ,s.71
[26] Bahtiyar, Ticari İşletme Hukuku .s.96
[27] Kayıhan, Ticari İşletme Hukuku ,s.116
[28] Emrullah Özübek, Bilal Özel, ‘’6102 Sayılı TTK Hükümleri Çerçevesinde ‘Ticari İş’ ile ‘Ticari Dava’ Kavramları Arasındaki İlişki ‘’, Adalet Dergisi, 2023/2 71. sayı s.1039-1067
[29] Kayıhan,s.89
[30] Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi,2021/41 E.-2021/495 K.,9.6.2021 T. ‘’…Her ne kadar davacı taraf, davalı şirketin tacir olması nedeniyle TTK’nun 19/2 maddesi gereğince taraflar arasındaki ilişkinin müvekkili şirket yönünden de ticari iş olduğunu, bu nedenlerle her iki taraf için ticari iş olan uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu iddia etmiş ise de; 6102 sayılı TTK’nun 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir iş diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. Zira, TTK’nu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Buna göre işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Yargıtay 3. HD’nin 2015/4952 Esas, 2016/2783 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere). Dolayısıyla davacı tarafın TTK’nuna göre tacir olmaması nedeniyle mahkememiz nezdinde açılan davanın TTK’nun 4. Maddesi gereğince mutlak veya nispi ticari dava olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.’’
[31]İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi,2025/272 E. 2025/312 K. 2.5.2025 T. ‘’Ticaret mahkemelerinin görevi TTK md. 4’te düzenlenmiştir. Bu maddeye göre her ticari dava ticaret mahkemesinin görevinde değildir. Bir davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için mutlak veya nispi ticari dava olması gerekir. Mutlak ticari davalar TTK’da düzenlenen konulara ilişkin olup, davanın taraflarının tacir olup olmaması önemli değildir. Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın da tacir olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olan davalardır. Yargıtay 20. HD’nin 2019/391 Esas ve 2019/1391 Karar sayılı ilamında “Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.” şeklinde karar verilmiştir. Yine aynı kararda “Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.” şeklinde ticari davaların ve ticari işlerin ayrımına vurgu yapılmıştır.
[32] Kayıhan, s.89
[33] 6102 Sayılı TTK Hükümleri Çerçevesinde ‘Ticari İş’ ile ‘Ticari Dava’ Kavramları Arasındaki İlişki ,Özübek Emrullah, Özel Bilal, Adalet Dergisi, 2023/2 71. sayı ss.1039-1067
[34] Poroy/Yasaman ,s.146
[35] RG ,T.12.09.2025 , S. 33015
[36] Bozkurt Salim, Ticari Davalar, Yüksek Lisans Tezi,Konya,2015 ,s.29
[37] 6102 Sayılı TTK Hükümleri Çerçevesinde ‘Ticari İş’ ile ‘Ticari Dava’ Kavramları Arasındaki İlişki ,Özübek Emrullah, Özel Bilal, Adalet Dergisi, 2023/2 71. sayı ss.1039-1067
[38] TTK 19/2 ticari iş karinesine göre taraflardan yalnızca biri için ticari nitelikte olan sözleşmeler diğer taraf için de ticari iş niteliğindedir.
